/ 03 Aralık 2013, Salı / İlaç Rehberi


Sağlıklı kilo vermek için mutlaka önce konunun uzmanı bir diyetisyene başvurmak gerekiyor. Ezbere yapılan diyetler ve ezbere içilen zayıflama ilaçları sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebilir.

Şişmanlık ancak uygun bir beslenme ve düzenli beden hareketleriyle tedavi edilebilir. Vücut ağırlığını azaltıcı “ilaçlar” henüz geliştirilememiştir. Ama bazı ilaçlar besin dengesini sağlamaya ve rejim yapma çabasını desteklemeye yardımcı olabilir.

Şişmanlığı tedavi edecek ilaçlar yoktur. Bu hastalara verilen ilaçlar, besinlerde yapılan miktar ve çeşitliliği kısıtlamanın yol açtığı bazı istenmeyen etkileri azaltmaya yöneliktir.

Şişman kişiler beslenme alışkanlıklarını terk etmeye pek yanaşmazlar. Rejim yapmaya başlayanlar ise çoğu kez kararlılıklarını uzun süre devam ettiremez, hekimden çabalarına yardımcı olacak güçlü bir destek, “zayıflatıcı bir hap” isterler.

Kullanılabilecek İlaçlar
• Karma vitaminler – Uzunca süren bir zayıflama rejiminde et, yeşil sebze ve meyvelerden kolayca karşılanabilen C vitaminini ve B grubu vitaminleri ayrıca almak gereksizdir. Suda çözünen bu vitaminlerden çok, yağda çözünen A,D,E ve K vitaminlerinin eksikliği önem taşır. Dengeli beslenmenin gözetildiği bir rejimde vitamin yetersizliği ortaya çıkmasa bile hastayı rahatlatıp destek tedavisi sağlayacak karma vitaminlerin alınmasında sakınca yoktur.

Bu açıklamalardan vitamin alımının bütünüyle önemsiz olduğu gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Günlük vitamin gereksinimini tam olarak kestirmek güçtür. Besin alımında yapılan kısıntının enzim gibi metabolizma için gerekli maddelerde bir dengesizliğe yol açıp açmadığı da bilinmemektedir. Bu nedenle vitamin desteği yararlı olabilir.

Ama aşırı vitamin yüklemesinin bütünüyle zararsız olduğu sanılmamalıdır. Ayrıca vitaminler arasında karşılıklı etkileşim söz konusudur. Bir vitaminin aşın alınması, vücutta bulunan öbür vitaminlerin etkinliğini ve dengesini bozabilir.

Bu nedenle yalnızca bütün vitaminleri almak değil, aralarındaki uyum ve dengeyi gözetecek bir seçim yapmak önemlidir. Vitaminler arasındaki gerekli uyum ve dengenin gözetildiği uluslararası standartlara uygun karma vitamin hapları ya da şurupları ortaya çıkabilecek sorunları büyük ölçüde önleyecektir.

• Mineraller – Günlük en az 1.500 kalori sağlayan ve çeşitli gıdaları içeren bir beslenme düzeninde mineral tuzlar, özellikle de sodyum, potasyum, demir ve kükürt bakımından bir eksiklik söz konusu olmaz. Ama zayıflama rejimlerinde en aza indirilen tahıl ve çikolata gibi gıdalarda bulunan magnezyumun, protein ağırlıklı besinlerce sağlanmaması bir eksikliğe yol açabilir. Beslenmeden süt ürünlerinin uzun süre çıkarıldığı durumlarda kalsiyum eksikliği de gündeme gelebilir. Bu koşullar altında ve özellikle sinirsel-ruhsal şişmanlık grubuna giren hastalarda kas kasılmaları ortaya çıktığında, kalsiyum ve magnezyum verilmesi yararlıdır.

• Müshil etkisi olan maddeler – Pektin ya da selüloz su çekici maddelerdir. Sulu ortamlarda hacimleri beş katına kadar çıkarabilir. Bunlar yemeklerden yarım ya da bir saat önce yeterli miktarda suyla alındıklarından midede şişerler. Böylece mekanik olarak midede görece bir doluluk duygusu yaratarak besin alımını azaltabilirler. Su çekerek şişen bu tür maddeler gerçek iştah kesiciler olarak kabul edilebilir.

Dışkı miktarını artırma özellikleri, rejim yaparken ya da daha önceden görülen kabızlığı da bir ölçüde önler. Ama bu maddelerin alımına bağlı olarak karında gelişen rahatsızlık, tedavinin erken kesilmesi yönünde bir ön belirtidir.

Düşük kalorili beslenmede yağ oranı da düşük olacaktır. Yeterli yağ alımıyla ortaya çıkan düzenli safra akımı, yağ oranı düşük bir beslenmede bozulur. Böylece daha önceden kabızlık şikâyeti olmayan kişilerde de kabızlık ortaya çıkabilir. Önceden kabızlığa yatkın olanlarda ise bu belirti ağırlaşabilir.

• Sinirsel yatıştırıcılar – Rejim yaparken gerekli olabilir. Yağ dokusunu azaltıcı bir etkileri yoktur. Sinir sistemini etkileyen ilaçların düşük dozları bile yağ oluşumunda artışa yol açabilmektedir.

Psikologlar ve psikanalistler, şişmanlarda görülen aşırı beslenme dürtüsünü açlık ve tokluk duygusunu düzenleyen mekanizmalardaki bozukluğa bağlamaktadırlar. Onlara göre şişman bir kişi daha çocuk yaşta sıkıntısını ya da duygusal tatminsizliğini besin alarak gidermeye alışmıştır. Şişman kişilerin daha çok bunaltı, ruhsal çöküntü ve gerilim altındayken fazla yemek yemesi bu savı doğrulamaktadır. Ama aynı durum şişman olmayanlarda da görülebilir. Özel merkezlere başvuran şişman kişilerde bunaltı, ruhsal çöküntü, nevroz ve kişilik bozukluklarının görülme sıklığı genel nüfusa göre daha yüksektir.

Bunaltı, nevroz ve ruhsal çöküntü şişmanlığın nedeni olabileceği gibi sonucu da olabilir. Batı toplumlarında şişmanlığın kusur olarak görülmesi yaygın ve yerleşik bir kanıdır. Bu yaklaşımın etkisi daha çocukluk çağında başlar. Şişman çocuklar kendilerini normal kilolu çocuklara göre daha aşağı bir konumda görürler. Bu da ruhsal çöküntüyü hazırlayan önemli bir etkendir. Daha ileri yaşlarda kısa ya da uzun süreli başarısız rejim yapma girişimleri ve kalori kısıtlamasını sürdürememekten kaynaklanan ruhsal gerginlikler psikolojik durumu olumsuz yönde etkiler. Beslenmede uzun süreli kısıtlamaların hemen herkeste ruhsal dengesizliğe yol açtığı bir gerçektir. Rejim yaparken davranış tedavisinin de uygulanması psikolojik olumsuzlukların ortaya çıkma tehlikesini azaltır.

Kalori kısıtlaması yaparken gelişebilecek psikolojik bozuklukları kilo kaybından bağımsız değerlendirmek gerekir. Bu bozukluklar zor zayıflayan kişilerde olduğu kadar tedaviye yanıt veren kişilerde de görülebilir. Ama hızlı kilo veren kişilerde ruhsal bozuklukların daha sık ortaya çıktığını öne süren uzmanlar da vardır. Bu bozukluklar vücut ağırlığının belirli bir sınırın altına inmesine bağlanmaktadır.

Şişmanlık tedavisi için cerrahi girişimle midesi küçültülen ve bunun sonucunda zayıflayan kişilerin değerlendirilmesi oldukça önemli ipuçları vermektedir. Bu tip cerrahi girişim uygulamasıyla zayıflayan birçok hasta psikolojik olarak rahatlamakta, toplumsal ilişkilerini daha rahat yürütecek bir ruh hali kazanmaktadır. Daha önce var olan bunaltı ve ruhsal çöküntü belirtileri de belirgin biçimde düzelmektedir. Buna karşılık rejim yapma sırasında yeterince kilo verilememesi bunaltı, ruhsal çöküntü ve gerginliğin en önemli nedenleridir.

Çocuklarda görülen şişmanlığı kuramsal olarak açıklayan psikolojik kökenli bir mekanizma da ağızcıl (oral) dönemin tam olarak aşılamamasından kaynaklanır. Freudcu psikanaliz kur***** göre, çocuğun ruhsal ve cinsel gelişmesinde bütün ilgisinin ağızcıl hazlar üzerine yoğunlaştığı ilk 1-1,5 yıllık evre ağızcıl dönem adıyla tanınır. Ağızcıl dönemin aşılması ve bu tip dürtüleri denetleme becerisi çocukluğun erken dönemlerinde öğrenilir.

Çocuğun bütün hazları ağız yoluyla tatma alışkanlığından kurtularak normal gelişimini sağlayacak yeni doyum olanaklarının yeterince yaratılamaması, yetersiz eğitim, davranışların aşırı biçimde denetlenmesi besin alımındaki özdenetimin gelişmesini bozabilir. Bu bozukluk ergenlik ve gençlik dönemlerine de taşınabilir. Beslenme bozukluğunun ruhsal etkenlere bağlı olduğu bu olgularda, beslenme alışkanlığıyla ilgili özdenetimi geliştirmeye yönelik tedavi girişimleri büyük yarar sağlar.

• Metabolizmayla ilgili başka tedaviler – Rejim yapmadan önce, şişman kişilerde görülen ve beslenmeye bağlı olan, kanda yüksek üre, azot ya da lipoproteinlerin ilaçla tedavisine gerek yoktur. Genellikle zayıflama bu tip bozuklukları yeterince düzeltir. Tedaviden sonra da bu tip bozukluklar sürerse, bunları ayrıca tedavi etmek gerekir. Görece ve hatta önemli ölçüde yüksek tansiyonun görüldüğü, yani sistolik ve/ ya da diyastolik değerlerin yüksek çıktığı olgularda ise ilk kiloların verilmesiyle birlikte tedaviye geçilebilir.

Kullanımı Dikkat Gerektiren Maddeler
• Tiroit hormonları ve iyotlu proteinler – Tiroit hormonları eskiden beri normal kişilerde metabolizma sürecini hızlandırarak zayıflamayı sağlayacak bir araç olarak görülmektedir. Oysa bu hormonların kullanımı çok önemli sorunlar yaratabilir.

– Tiroit hormonları düşük dozda verildiğinde beklenen etkiyi yaratmaz. Yalnızca kanda organizmanın ürettiği tiroit hormonlarının yerini alarak tiroit bezini dinlenmeye yöneltirler. Böylece daha önce var olmayan bir tiroit bezi yetmezliğine yol açarlar.

– Hekime danışmadan alınacak yüksek dozlar metabolizmayı hızlandırarak belirli bir zayıflama sağlarken vücutta çok önemli dengesizliklere de yol açar. Her şeyden önce bu zayıflama kısmen hücre dışı sıvıya bağlıdır ve öncelikle kas kütlesinden kaynaklanır. Yağ kütlesinde ise bir değişiklik olmaz. Protein yıkımının aşırı boyuta varması nedeniyle idrarda azot miktarı artar ve idrar yoluyla aşırı miktarda potasyum kaybedilir.

Tiroit hormonlarından tiroksin ise çevre dokularda, kalp, karaciğer ve iskelet kaslarında glikoz kullanımını artırır. Gereksinimi karşılamak için vücutta daha çok açığa çıkan şeker kan şekerini yükseltir ve idrarda şeker görülmesine yol açar. Aynı zamanda glikozun farklı glüsit kaynaklarından oluşmasını kolaylaştırır. Daha da kötüsü insülinin yıkımını hızlandırır, yani şeker hastalığını ağırlaştırır.

Yüksek tiroksin dozları koroner damarlarda bozukluklara ve bunun sonucunda ilaca bağlı tireotoksikoza (Graves-Basedow hastalığı) yol açar. Hastalıkla birlikte kalp atım hızında artış, ishal, titreme, görme bozuklukları ve sinirlilik hali ortaya çıkar. Bu bozukluklar bazen geriye dönülemez boyuta varır ve hatta ölüme yol açabilir.

Tiroit hormonları klinik ve biyolojik bakımdan normal olan şişmanlarda kesinlikle yararsız ve tehlikelidir.

Bununla birlikte kesin olarak belirlenmiş bazı özel olgularda ve tiroiti “tembel olan” kişilerde, tedaviye yardımcı olmak amacıyla, hekiminin belirlediği dozlarda tiroit hormonları verilerek zayıflatma başlatılabilir. Genellikle ender olarak karşılaşılan bu olguların dışında, tiroit hormonlarının şişmanlık tedavisinde hiçbir yeri yoktur

İştah azaltıcı ilaçlar yalnızca belirli olgularda ve sıkı hekim denetimi altında kullanılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçların ağır yan etkileri vardır. İdrar söktürücü ve bağırsak yumuşatıcı ilaçlar özellikle hekimin önermediği durumlarda kullanıldıklarında yarar sağlamadıkları gibi tehlikeli de olabilirler.

İştah kesiciler – Amfetamin ve benzer etkiyi gösteren ilaçlar açlık merkezini etkileyerek açlık duygusunu azaltırlar.

Bu ilaçların merkez sinir sistemi üzerinde çok güçlü uyarıcı etkisi vardır. Bireşim yoluyla elde edildikleri yıllardan günümüze değin bileşimlerinde yapılan bazı değişikliklere karşın uyarıcı ve iştah kesici etkilerini ayırma olanağı bulunamamıştır.

Uyarıcı ve zindelik verici etkileri olan iştah kesici ilaçlar, rejim yapanların çoğunda gıda alımının kısıtlanmasına bağlı olarak başlangıçta görülen bitkinlik halini ortadan kaldırır. Ama amfetamin ve benzerlerinin otonom sinir sistemi üzerinde önemli yan etkileri vardır. Bunlar sinirlilik, çarpıntı, sindirim bozuklukları, fenalık hissi ve özellikle uykusuzluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Ortaya çıkan belirtiler hastaya verilen sakinleştiricilerin dozunu artırmayı zorunlu kılar. Böylece tedavi daha da ağırlaşır. İştah kesici ilaçlar aynı zamanda hastada alışkanlığa, buna bağlı olarak da dozun gitgide artırılmasına ve hastanın sonunda gerçek bir ilaç bağımlısı olmasına yol açar. Bu nedenle iştah kesici ilaçların satışı birçok ülkede sıkı bir denetim altına alınmış ya da yasaklanmıştır.

İştah kesicilerin en önemli sakıncalarından biri de hastanın zayıflamak için kişisel çaba göstermesini engellemesi ve kendini bütünüyle ilacın etkisine bırakmasıdır. Tedavi sonunda hasta iyice bu ilaçlara bağımlı hale gelebilir. Üstelik akılcı bir zayıflama yerine genel bir beslenme bozukluğu ortaya çıkabilir. İştah kesicilerin kullanılması yalnızca şişmanların küçük bir bölümünde istenen sonucu vermektedir. Bu tür ilaçların yalnızca tedavinin başlangıcında iki ay boyunca ve ikişer gün ara vererek alınmaları gerekir. Kullanım amaçlan daha çok rejim sırasında beslenme alışkanlıklarında yapılan köklü değişikliklerin etkisini hafifletmektir.

Kullanılmaması gereken durumlar- Kalp-damar hastalıkları, orta ya da ağır yüksek tansiyon, glokom (göz tansiyonu), huzursuzluk ve taşkınlık hali, psikoz, daha önce aşırı ilaç kullanımı, adrenerjik ilaçlara karşı aşırı duyarlılık, ağır karaciğer lezyonları, ruhsal çöküntü, alkolizm ve gebelik.

Uyarı ve önlemler – Tedaviye başladıktan sonra birkaç hafta içinde iştah kesici etkide azalma görülebilir. Bu durumda alınan dozun yükseltilmesi gerekebilir. Tedavi uzatılırsa fiziksel ve ruhsal bağımlılık ortaya çıkar. Bağımlılık tehlikesi görüldüğünde tedaviyi aşamalı olarak keserek yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasını önleme yoluna gidilmelidir.

Dölütte oluşum kusurlarına yol açıcı etkileri belirlenmemiş olmasına karşın hamilelikte, ayrıca 12 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. Cerrahi girişim durumlarında mutlaka iştah kesici ilaçlar alındığının belirtilmesi gerekir. Çünkü bu ilaçlar anestezi için kullanılan ilaçlarla birlikte kalpte ağır ritim bozukluklarına yol açar.

Yan etkiler
Sinir sistemi. Aşırı duyarlılık, bunaltı, öfori(aşırı zindelik ve coşku), ruhsal çöküntü, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk, titreme, konuşma güçlüğü, baş dönmesi ve eşgüdüm bozukluğu ortaya çıkabilir. Saralı bazı hastalarda tedavi sırasında krizlerde artış görülür.

Kalp-dolaşım sistemi. Çarpıntı, taşikardi (hızlı kalp atımı), aritmi (kalp atımlarında düzensizlik), düşük ya da yüksek tansiyon, nefes darlığı, göğsün ön bölümünde ağrı.

Ağız ve sindirim sistemi. Ağızda kuruluk hissi, ağız mukozasında iltihaplanma, kusma, karında kramp biçiminde sancılar, kabızlık ya da ishal.

Kan. Kansızlık, akyuvar sayısında azalma.

Boşaltım sistemi. İdrar yapmaya başlamada zorluk, idrar kesesi iltihabı (sistit).

Cinsel sorunlar. İktidarsızlık, cinsel istekte azalma.

Alerjiler. Ürtiker, morarmalar, kızartılar.

Diğerleri. Gözbebeklerinin genişlemesi, gözde örselenme, görme bulanıklığı, jinekomasti (özellikle erkeklerde memelerin büyümesi), saçların dökülmesi, kas ağrıları, terleme, gözyaşında artış, titreme, kızarma, ateş.

Akut zehirlenme – Belirtiler. Aşırı uyarılma, titremeler, reflekslerde artış, sık nefes alma, bilinç bulanıklığı, varsanılar, nedensiz korku duyma, bu durumu izleyen ruhsal çöküntü ve yorgunluk, taşikardi, aritmi, yüksek ya da düşük tansiyon, dolaşım yetmezliği, bulantı, kusma, ishal. Daha ağır olgularda çırpınma nöbetleri ve komaya girme. Mideyi yıkama ve barbitüratlarla sakinleştirme tedavisi uygulanır.

• İdrar söktürücüler – Bunlar kalp, akciğer, böbrek ya da karaciğer kökenli ödemlerde ve yüksek tansiyonda oldukça yararlı ilaçlardır. Ama kalp-dolaşım sistemi hastalıklarının saptanmadığı basit şişmanlıkta kullanılmaları çok sakıncalıdır.

İdrar söktürücülerin su ve tuzun vücuttan atılmasını artırarak zayıflatıcı bir etki yaratacağı sanılır. Oysa bu bütünüyle yanlış bir görüştür. Çünkü şişmanlarda vücut ağırlığını artıran su değil yağdır. Bu nedenle sanılanın tersine ağırlığa göre vücuttaki su oranı azalmıştır. İdrar söktürücülerinin alınmasıyla kilo verilmesi yağ kaybının değil, su kaybının bir sonucudur.

Ayrıca idrar söktürücüler hastanın oldukça zor dayanabildiği bir dizi dengesizliğe yol açar. Bu bozuklukların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:

• Bol miktarda potasyum kaybı, kalpte ritim bozukluğuna yol açar. Potasyum eksikliği şeker hastası olan şişmanlarda ayrıca kan şekeri yükselmesini ağırlaştırıcı bir durum yaratır.

• Vücut klor iyonlarının atılmasındaki artışı hücre dışı sıvılarda bikarbonat iyonu düzeyini yükselterek karşılamaya çalışır. Aşırı bikarbonat iyonu artışı da metabolik alkalozu (kanda ve vücut sıvılarında alkali düzeyinin yükselmesi) başlatır. Bu dengesizlik zihinsel etkinliklerde azalmaya, kas kasılmalarına, çırpınma nöbetlerine ve bağırsakta kısmi tıkanma olaylarına yol açar.

• Sodyumun aşırı miktarda atılması renin salgılamasında artışa, buna bağlı olarak da kan basıncının artmasına ve ürik asit birikiminin oluşmasına yol açar.

Belirli bir süre sonra sodyum kaybına bağlı olarak gelişen sıvı kaybı aldosteron salgısını artırır. Bu da hipofizin daha çok andidiüretik hormon (ADH) salgılamasına neden olduğundan beklenenin tam tersi etkiyle vücutta su ve tuz tutulması artar, kaybedilen kilolar kısa surede fazlasıyla geri alınır. Böylece daha sonraki tedavilere en fazla dirençli olan bir şişmanlık tipi gelişir.

• Bağırsak yumuşatıcıları – Özellikle rejime başlamadan önce kabızlığın olduğu durumlarda, yiyecek kısıtlamasıyla birlikte selüloz alımındaki artış bile kabızlığın artmasına yol açar. Bağırsaktaki birikime engel olunmaması psikolojik baskı yaratarak asıl tedavinin kesilmesine yol açabilir. Önceki bölümde müshil etkisi olan maddelerden söz edilmişti. Bunların etkileri oldukça sınırlı kaldığından aşağıda belirtilen ilaçlara gerek duyulabilir: Parafin ve benzeri maddeler, dışkı kütlesini parçalara bölerek ya da yumuşatarak yüzey gerilimini azaltan ilaçlar, sorbitol gibi safra salgısını uyaran ilaçlar.

Ama besinlerin yeterince sindirilmeksizin ince ve kalın bağırsaklardan geçişini hızlandıran, sıvı ve elektrolit dengesizliğine yol açan birçok madde vardır. Bunlar arasında sarısabır (ödağacı), sinameki gibi bitkilerden elde edilen antresen türevi bileşikler, fenolftalein, calapa ve ebucehilkarpuzu (acıkarpuz) gibi bitkilerden elde edilen reçineli maddeler ve tuz (magnezyum ya da sodyum sülfat) sayılabilir. Söz konusu maddeler çeşitli ilaçların ya da değişik bitkilerden hazırlanan içeceklerin bileşiminde bulunabilir. Bu tür ilaç ve içeceklerin içeriğinin bilinmesi oldukça önemlidir.

• Biguanitler – Özellikle şişmanlarda ortaya çıkan erişkin tipi şeker hastalığının tedavisinde uzunca bir süreden beri biguanitler kullanılmaktadır.

Uygulamalar biguanitlerle tedavi edilen hastalarda kilo kaybının, yalnızca rejim yapan hastalara göre çok daha fazla olabileceğini göstermektedir.

Bu gözlemler biguanitlerin şeker hastalığının eşlik etmediği şişmanlık olgularının tedavisinde de kullanılmasını gündeme getirmiştir.

Biguanitlerin etki biçimi oldukça tartışmalıdır. Doğrudan yağları eritici bir etkileri olabilir. Ama özellikle kas dokusunun glikoz kullanımını artlarken bir yandan da karaciğerde glikozun glikojene dönüşmesini engelledikleri, bağırsaklarda ise glikojen emilimini azalttıkları düşünülmektedir.

Biguanitlerin iştahı azaltma etkisi az ve geçicidir. Yan etkilerine ise oldukça sık rastlanır. Yan etkileri arasında bulantı, kusma, ishal, mide ve karın ağrıları sayılabilir. Ayrıca daha ağır belirtiler de görülebilir. Örneğin bir biguanit olan fenformin, laktik asidoza (laktik asit birikimine bağlı olarak kanda asitlik düzeyinin yükselmesi) yol açtığı için piyasadan çekilmiştir.

Uzun süreli biguanit kullanımının kalıcı şeker hastalığına yol açtığı da görülmüştür. Sonuçta eldeki veriler bu tip tedavilerin her şişmanlık olgusunda kullanılabilecek bir seçenek olmadığını göstermektedir. Ama yakın bir gelecekte özgün ve yan etkileri en aza indirilmiş zayıflama ilaçlarının üretilebileceğini söylemek yapılan araştırmalar ışığında hiç de hayalci bir yaklaşım değildir.

İştah Kesicilere İlişkin Genel Bilgiler

Kullanım amaçları- Aşırı iştahlı hastalarda yeme isteğini azaltarak rejim yapmayı kolaylaştırmak.
– Rejim yaparak zayıflayan hastalarda verilen kiloları korumak ya da daha çok zayıflamayı kolaylaştırmak.
– Özel durumlarda kilo kaybını başlatmak.

Kullanıldığı durumlar
– Besin kısıtlamasına uyulmaması.
– Aşırı iştah.
– İnatçı şişmanlık.
– Kesin kilo verme gereği
– Rejim yapmada başarısızlığa uğramak.

Kullanılması sakıncalı plan durumlar
• Kısmen sakıncalı durumlar:
– Çocuklarda.
– Yaşlılarda.
– Yüksek tansiyonu olanlarda.
– Kalp yetmezliği olanlarda.
– Psikonevrozlu hastalarda.
• Kesinlikle sakıncalı durumlar:
– İlaç bağımlılığı olan hastalarda.
– Psikoaktif ilaç tedavisi gören ruhsal çöküntü içindeki hastalarda.

Dikkat edilmesi gereken noktalar
• Uykusuzluğa yol açabildiklerinden öğleden sonra alınmamaları gerekir.
• Rejim yapan hastaya destek olması için kullanılmalı, başlı başına bir zayıflama ilacı olarak değerlendirilmemelidir.
• Tedavi dozunu kesinlikle konunun uzmanı belirlemelidir.
• Çarpıntı, huzursuzluk, baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıktığında hemen hekime başvurmak gerekir. Ağız kumluğu ve kabızlık sık rastlanan önemsiz belirtilerdir.
• Mide-bağırsak bozukluklarını engellemek için yemeklerle birlikte alınmaları gerekir

saglikmerkezi.biz

Bir önceki yazımız olan Uyku İlaçları Nasıl Kullanılır başlıklı makalemizde ilaç almadan uyumanın yolları, uyku ilaçları ve uyku ilaçları hakkında bilgiler hakkında bilgiler verilmektedir.



Bir cevap yazın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.