/ 14 Ocak 2013, Pazartesi / Sağlık Bilgileri


Belirli dozlar halinde alındığında insan organizmasını, özellikle sinir hücrelerini düzenleyen fosforun vücutta meydana getirdiği zehirlenme. Ivegen ve süreğen olabilir.

İvegen fosfor zehirlenmesi: Serbest halde bulunan beyaz fosfor, fosforlu hidrojen (fosfin), fosforlu yağlar, fare öldürücü çeşitli fosforlu ilaçlar ve kibritlerdeki fosfor, kaza ile ya da bilerek (intihar amacı ile) vücuda alındığında şu klinik tabloyu meydana getirirler: Zehirin sindirim yolu ile vücuda girmesinden birkaç saat sonra, organizmada mide ağrıları, baş ağrıları, boğaz yanmaları, şiddetli susuzluk, bulantı görülür.

Hasta geğirirken sarımsak kokusu saçar, kusmuğunda da sarımsak kokusu duyulur; kusmuk genellikle kanlıdır. Sindirilen zehiri içeren kusmuk maddeleri, fosforışı nedeniyle karanlık ortamlarda bile gözle görülür. Aynı şekilde, karanlık bir ortamda hasta geğirirse soluğunda fosforışı olayının belirtileri görülür. Bazen ishal vardır. Genellikle hastanın ateşi biraz yükselir. Sindirilen zehirin, sindirim dokusunun sümüksel çeperleri üzerindeki etkilerinden meydana gelen bu ilk rahatsızlık belirtileri genellikle dört saat kadar sürer.

Ara süreç denilen ve iki üç gün kadar devam eden süre içinde, hastada iyileşme belirtisi görülür. Fakat bu belirtiler geçicidir. Çünkü fosfor, kan tarafından soğurulur ve bağırsak mukozası yolu ile çeşitli organların hücrelerini olumsuz yönde etkiler.

Ara süreci izleyen son süreçte, karaciğer büyür ve sancı yapar; sarılık görülür; deri ve gözlerin akı sapsarı bir renk alır. Karında şiddetli sancılar, kanlı kusma ve sürgünler görülür. Böbreklerde altaümin toplanır ve kan gelir. Böbreklerin süzme işlevi büyük ölçüde yozlaşır. Kalp ve nabız atışları zayıflar. Kalp, miyokard yetersizliğinden dolayı atış düzenini kaybeder. Bu arada kulakta vızıltı, işemede azalma, görme bozuklukları, aşırı duyarlılık, çırpınma ve delirium gibi sinir bozuklukları da görülür.

Zehir, karaciğer, mide, bağırsaklar, böbrekler, kalp ve sinir sistemi üzerinde son derece ağır yozlaşmalar meydana getirir. Bu yüzden kısa zamanda karaciğer böbrek ve kalp yetersizliği ile belirlenen ölüm olayları görülür. Kadavra üzerinde yapılan otopside başta karaciğer, böbrekler ve kalp olmak, üzere bütün organlarda bir yağ yozlaşması göze çarpar.

Fosfor zehirlenmelerinde en etkili tedavi henüz kana geçmemiş olan zehirin mide ve bağırsaklardan uzaklaştırılmasıdır. Bu nedenle hastaya kusturucu ve iç sürdürücü ilaçlar verilir. Böylece henüz kana geçmemiş zehirin büyük bir kısmı vücuttan dışarı atılır. Kusturucular arasında en hızlı etkili olan apomorfindir. Sürdürücü olarak sodyum sülfat, magnezyum sülfat gibi madensel tuzlara başvurulur.

Fosfor zehirlenmelerinde hintyağı ya da diğer sürdürücü yağlar kullanılmamalıdır. Hintyağı zehirlenme olayını daha şiddetlendirir. Çünkü hintyağında fosfor kolaylıkla çözülür ve çözülmüş fosfor bağırsak mukozası yolu ile kan tarafından daha kolay bir şekilde soğurulur. Aynı nedenden dolayı hastaya süt ve yumurta sarısı da verilmemelidir. Çünkü bu besinlerde bulunan yağlar, midede sindirilmiş halde bulunan fosforu çözerek kolayca kana geçmesini sağlarlar.

Mideyi zehirden tamamen temizlemek için ayrıca mide yıkaması yöntemi de uygulanabilir. Yıkama suyu olarak yüzde birlik oksijenli su kullanılır. Bu su, midedeki zehirli olmayan fosforu fosforoz aside dönüştürür.

Bütün bu tedavi yöntemleri midedeki fosfor tepkilerini etkisiz hale getirmeyi ya da yok etmeyi amaçlar. Bu nedenle bu yöntemlerin, sindirilen zehirin büyük bir kısmı ya da tümü kana geçmeden önce uygulanmaları gerekir. Eğer tedavi fosforun vücuda girmesinden birkaç saat sonra yapılırsa, zehirin büyük bir kısmı ya da tümü kana geçmiş olacağından, vücutta sadece geçici etkiler sağlar.

Süreğen fosfor zehirlenmesi: Buna fosforizm adı da verilir. Bu gibi zehirlenmeler daha çok iş zehirlenmeleri sınıfına girer. Endüstride beyaz ya da sarı fosforla çalışan işçilerde görülür. Ayrıca fosfor hamuru yapımında, çeşitli fosfor bileşikleri (fosforlaşmış bronz, fosforlu yangın mermileri, fosfor gübreleri, fosfor,1u ilaçlar) yapımında çalışan işçilerde bu tip zehirlenmelere rastlanır. Son yıllarda kibrit yapımında ve başka endüstri kollarında beyaz ya da sarı fosforun yerine kırmızı fosfor kullanıldığından, süreğen fosfor zehirlenmeleri azalmıştır.

Başlangıç evresinde, hastada iştah azalması, sindirim bozuklukları yavaş yavaş beliren bir halsizlik hali ortaya çıkar. Deri ve gözakları sararır, kilo kaybı olur.

İlerlemiş zehirlenme evresinde derin bir halsizlik, şiddetli zayıflama, kansızlık, sarılık belirtileri, süreğen bağırsak sürgünü görülür. İdrarda albümin belirir. Hastada burun, mide ve bağırsak kasılmaları olur. Siyahımsı bir kanla karışık kusmalar, kanlı dışkılar görülür. Bunların yanında pis kokulu piyore vardır. Ayrıca özellikle alt çene ya da başka kemiklerle ilgili kemik yozlaşmaları ortaya çıkar. Hastanın soluğunda sarımsak kokusu duyulur.

Zehirlenmenin ilk belirtileri görülür görülmez işçi, iş yerinden uzaklaştırılmalıdır. İlerlemiş bir süreğen fosfor zehirlenmesi karşısında ise belirtileri giderici tedavi usullerine başvurulmalıdır. Örneğin kalbi güçlendirici, kan yapıcı, iştah açıcı, sindirim kolaylaştırıcı, karaciğeri koruyucu tipte ilaçlar kullanılmalıdır.

Fosforizmi önlemek için, fosforla çalışan fabrikalarda koruyucu tedbirleri uygulamak gerekir. Bu gibi fabrikalara çürük dişli işçiler alınmamalıdır. Çünkü fosfor, dişteki çürükler yolu ile çene kemiklerinin yozlaşmasına yol açar. Fosfor buharları ile kirlenen havanın devamlı olarak temizlenmesi için fabrikanın içinde etkili bir havalandırma sistemi bulundurulmalıdır. İşçiyi fosfor buharlarından korumak için terementi esansı içeren maskelerden yararlanılmalıdır.

Bir önceki yazımız olan Hastalık Belirtileri Nelerdir başlıklı makalemizde hastalık belirtileri, hastalık belirtileri nasıl ortaya çıkar ve Hastalık belirtileri nelerdir hakkında bilgiler verilmektedir.



Bir cevap yazın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.