/ 10 Aralık 2012, Pazartesi / Ruh Sağlığı


Kabına sığamayan söz dinlemeyen, asi ergen gençler ve onları anlamayan anne babalar. Ergen bir genç hiç bir zaman bir yetişkinlik dönemi geçirmediği için anne babayı anlamakta zorlanabilir. Ama anne babalar daha önce ergenlik dönemi geçirdikleri için çocuklarına daha anlayışla yaklaşmalı ve kendi ergenlik dönemlerini hatırlayarak çocuklarını anlamaya çalışmalıdırlar.

Sürekli nasihatla sorunu çözemezsiniz. Genç oğlunuz ve kızınızdaki değişimden rahatsız oluyor ve her fırsatta nasihat ederek bunu değiştireceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bunun yerine kendi gençliğinizi hatırlayın. Onlara güven duygusu verin, bazı özgürlükler tanıyın.

Ergenlik çağına gelen genç evladınızın sizi sadece harçlık kaynağı, evi de bir otel gibi görmeye başladığını düşünüp sinirleniyor ve gittikçe sizden uzaklaştığı için üzülüyorsunuz. Genç çocuklarıyla iletişim ve uyum problemi yaşayan tüm aileler gibi, bulduğunuz her fırsatta nasihat etmekten ve sıkıntılarını paylaşması için zorlayıp yalvarmaktansa yapabileceğiniz başka bir şey var: Yıllar öncesine dönüp aynı yaşlarda neler düşündüğünüzü ve ailenizle yaşadıklarınızı hatırlamak. Sanki kendileri hiç genç olmamış gibi hareket eden, gençlerin yaptıklarına şaşıran annebabalara, kendi gençlik dönemlerini tekrar düşünmeyi öneriyor Psikiyatrist Doç. Dr. İlhan Yargıç.

Çocukluk döneminde insanlar anne babalarını taklit ediyorlar. Özelikle kızlar annelerini, oğlanlar babalarını. Ergenlik çağında ise çocuk bireyselleşme sürecine giriyor. Anne babasından ayrı bir kişi olduğunu görüyor ve kendinin ne olduğunu değil de daha çok ne olmadığını tanımlamaya başlıyor. Onlardan farklı olduğunu düşünüyor ve farklı bir şeyler yapma çabasına giriyor. İşte bu aşamada aileler telaşlanmaya başlıyor ve eskisi gibi kendilerine açılmadığı, uzaklaştığı düşüncesiyle şikayet etmeye başlıyorlar. Oysa gençler bu dönemde annebaba dışında modeller aramaya yönelir. Şarkıcılar, artistler, farklı fikir akımlarının temsilcileri gençlerin ilk karşısına çıkan modeller oluyor. Ailelerin evlatları farklılaştıkça nasihat etmeye başladıklarına dikkat çeken Yargıç, bu dönemde genç evlada yapılacak en büyük iyiliğin kendisine sağlıklı rol modelleri bulabilmesi olduğunu ifade ediyor.

Gençler için, kendine ait zevkleri, fikirleri olan ayrı bir birey olduğunun kabul edilmesi ve buna saygı duyulması çok önemlidir. Ebeveynlerin, genç evlatlarını farklı bir kişi olarak kabul edip saygı duymaları ve bunu samimi bir şekilde hareketlerine de yansıtarak hissettirmeleri lazım. Fikirlerine, zevklerine, eşyalarına, giyim tarzına, odası için yaptığı tercihlere, kullandığı takılara sürekli müdahale edip, eleştiren, beğenmediklerini sürekli dile getiren aileler, çocuklarından daha büyük tepki alıyorlar. Çünkü, gençler bunu bir beğenisine karışmak olarak değil, insan olarak değer verilmemek şeklinde algılıyorlar ve daha temel meselelerde ters çıkmaya başlıyorlar. Anlatmadığı şeyleri öğrenmek için onu hafiye gibi izlemek, kendisinden gizli arkadaşlarını arayıp birlikte gittikleri yerleri sormak, odasını karıştırıp gizli defterlerini okumak da doğru değil.

Siz bunu her ne kadar onu tehlikelerden ve kötü arkadaşlardan korumak düşüncesiyle yapsanız da, çocuğunuz bunu fark ettiği zaman kendisine güven duyulmadığını düşünerek aileden daha çok uzaklaşacaktır. Gençlere hata yapma seçeneği de bırakmalısınız ki, hata yapmayıp başarılı olduğunda bunu da kendisi yapmış olsun. Kendine ait hataları ve başarıları olmasına izin vermek lazım. Her şeyini kontrol edip doğru yapmasını sağlayan ebeveynler, çocuklarının hata yapma özgürlüğünü de elinden almış oluyorlar. Koruma ve serbest bırakma dengesini kuramayan, aşırı koruyucu kollayıcı ebeveynler çocukların kişilik gelişimini de olumsuz yönde etkiliyorlar. Annebabalar onun yaptığı güzel şeyleri fark edip bunu fark ettiğini hissettirmelidir. Teşvik ve takdir ile kendisine güvenildiğini bilmek gençler için çok önemli bir duygusal ortam sağlıyor. Aileler daha çok hataları araştırmaktansa, iyi şeyleri görüp takdir etmeli, ona güvendiklerini de göstermeliler.

Çocuklara ayrılan zaman da daha çok nasihat ederek geçiriliyor. Bunun yerine gençlerin zevklerine de uyacak ortak faaliyetlerde bulunmak ve bu arada gelişen doğal ortamlarda iletişim kurmak daha kolay olacaktır.

Gençlerde değişim nasıl başlar?

Gençler çocukluk döneminde anne babasını taklit eder. Ergenlikte bireyselleşen genç ne olmadığını sorgulamaya başlar.

Genç, annebaba dışında modeller aramaya başlar. Bu yaştaki gençlerin artık kendi fikirleri, zevkleri, giyim tarzları, tavırları vardır.

Anne baba ne yapar?

Genelde, “Bizim zamanımızda böyle şeyler mi vardı?” şeklinde tepkiler verirler.

Çocuklarının her yaptığından haberdar olmak isterler. Onun her hareketine çabuk sinirlenirler. Devamlı nasihat eder bir hal içine girerler.

Ebeveynin tavrı nasıl etkiler?

Anne babasının her şeyine müdahale etmesi, devamlı kontrol altında tutulması, sürekli nasihat onların tepkisini çeker.

Gençler bu durumu kendilerine değer verilmeme olarak algılar. Özgürlüklerin kısıldığı düşünülür. Anne babayla devamlı bir çatışma ortamı oluşmaya başlar.

Anne baba ne yapmalı?

Çocuğunuzun artık bir kişiliği olduğunu kabul edin. Onların fikirlerine, zevklerine size ters gelse de çok acımasız eleştiri yapmayın.

Öncelikle onlara saygı duyduğunuzu gösterin. Ve bırakın ufak hatalar yapmalarına müsaade edin. Aşırı korumayla onları hayattan kopardığınızı unutmayın.

Ergenlik çağında onun en iyi arkadaşı siz olun

Ergenlik dönemi, çocuklar için ve aileleri için çok zor geçen bir dönemdir. Çocuğunuzun her şeye itirazlar ettiği, ‘benim yaptığım doğru’ dediği, kavgacı olduğu bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için onun en iyi dostu siz olmalısınız.

Onun için elinizden geleni yaptığınızı düşünüyorsunuz. Ama buna rağmen çocuğunuz sizin yapmasını istediğiniz her şeye itiraz ediyor. İçine kapanık ve sürekli sorun çıkartan, kavgacı olan çocuğunuzun bu davranışlarının sebebini bir türlü anlamıyorsunuz. Bu durumu, ergenlik çağına gelmiş tüm çocuklarda görülen genel bir davranış bozukluğu olarak değerlendiren psikolog Yasemin Yalçın Aktosun, çocuklara arkadaş gibi yaklaşmak gerektiğini söylüyor. Ebeveynlerin çocuklarının bir kişiliğinin olduğunu ve onu birey olarak kabul etmeleri gerektiğini belirten Aktosun, “Çocukların birtakım haklarını kısıtlayan ebeveynler, anne–baba statülerine takılıp kalıyorlar.” diyor.

Çocuğunuzla arkadaş olun

Özellikle ergenlik çağına gelmiş çocuklarına ebeveynlerin arkadaş gibi yaklaşmaları gerekiyor. Onların sorunlarını paylaşmaları ve çocuklarına anne–baba statüsü ile değil, sırlarını ve sorunlarını paylaşabilecekleri dostları olmalısınız.

Çocuğunuza arkadaş gibi yaklaşmaya çalışıyorsunuz; ama size hâlâ bir şey anlatmıyor. Psikolog Aktosun, arkadaş gibi davranmanın “Bugün okulda ne yaptın?” diye sorma olmadığını, karşılıklı görüş ve fikirler alışverişi olduğunu söylüyor. Çocuklarına yaklaşmak isteyen ebeveynlerin öncelikle kendilerinin açılması gerekiyor. Mesela gün içerisinde neler yaptığınızı anlatarak aranızdaki arkadaşlığa başlayabilirsiniz.

Geç kalmadınız

Çocuğunuzla arkadaş olmak için geç kalmadınız. Ona yaklaşıp “Bana beş dakikanı ayırabilir misin?” diyerek arkadaşlığa başlayabilirsiniz.

Psikolog Yasemin Yalçın Aktosun, ‘Anne konuşmaya başlarsa zaten çocuk da kendini anlatma ihtiyacı duyar.’ diyor. Böylelikle çocuklarınız sıkıntılarını sizlerle paylaşmaya başlayacaktır.

Aktosun, “Ailede genel olarak baba iş hayatına takılmış, anne her şeyi omuzlamaktan yorulmuş ve tahammülü kalmamıştır. Çocuk ona yaklaştıkça ondan uzaklaşmakta ve çocuğun kendi içine kapanmasına sebep olmaktadır. Zaten aile genellikle pek bir araya gelemiyor. Bu durum da birbirinden kopuk ve bozuk ilişkileri meydana getiriyor.” diyor ve ekliyor; “Ergenlikte aile arasında yaşanacak bu kopukluk çocuğun sorunlarının daha da büyümesi anlamına geliyor.”

“Ergenlik fırtına dönemidir”

Ergenlik dönemini fırtınaya benzeten Aktosun, “Çocuğunuz bir şeyler anlattığında onu dinleyin. Hatta size okulda kopya çektiğini söylediğinde aşırı tepki göstermemeye çalışın. Daha soğukkanlı olun. Daha sonra bu hareketinin yanlış olduğunu anlatabilirsiniz. Ancak anlattıklarını ağzına tıkarcasına ‘ne kadar ayıp’ deyip kestirirseniz çocuğunuzun sizden uzaklaşmasına neden olabilirsiniz.” diyor. Ergenliğin bir hassasiyetinin olduğunu vurgulayan Aktosun, “Ergenlik dönemindeki çocuklara normalde yaptırdığınızı yaptıramazsınız.” diyor.

“En yakın arkadaşınıza davrandığınız gibi davranın”

Ergenlik döneminde çocuğunuzda hem fiziksel, hem ruhsal, zihinsel hem de sosyal değişimler ve gelişmeler gözlemleyebilirsiniz. Nedenini anlayamadığınız taşkınlıklar ve içe kapanıklıklar çocuğunuzun yaşadığı bu değişimlerin bir sonucudur. Kişiliğinin şekillendiği dönem olması nedeniyle bu dönemdeki çocukların düşüncelerinde ısrarcı olacağını ve çoğu zaman ailesiyle bu nedenle çıkan problemlerden dolayı aralarında kuşak farkı olduğunu düşüneceğini söyleyen psikolog Aktosun, “Ebeveynler bu dönemin geçici olduğunu bilmeli ve çocuğa tamamen arkadaşça yaklaşmalıdır.” diyor ve ekliyor: “Ebeveynler, çocuklarına en yakın arkadaşlarına davrandıkları gibi davranmalıdırlar.”

Ergenlikteki duygusal ilişkiler toplumsallaşma çabasıdır

Ergenlik döneminde kendini, vücudunu, kimliğini tanımaya çalışan gençler, kendilerine başkalarının gözüyle bakmaya çalışıyorlar. Bu dönemde yoğun olarak yaşanan duygusal ilişkiler ise daha çok toplumsallaşma çabasıyla ilgili.

“Ben çocuk değilim, odama izinsiz girmeyin, eve istediğim saatte gelirim, arkadaşlarımı kendim seçerim, kıyafetlerimin rengi ve modeli benim zevkime göre olmalı, alnımdaki sivilceden nefret ediyorum, bu okula gitmek istemiyorum, kimse beni anlamıyor, dünyadaki tüm savaşların durdurulması ve çocukların yetim kalmaması için çalışmalıyız, bir gün çok zengin olup tüm yoksullara yardım etmek istiyorum..” Herkese çok tanıdık gelen bu ifadeleri hayatlarının belli bir döneminde tüm insanlar sarf eder. Daha kendini tanımadığı için ne olduğunu değil ne olmadığını anlattığı, kişiliğini oturtmaya çalıştığı, kimliğini tanımak için çaba sarf ettiği, ömrün bu en çalkantılı ergenlik yılları hayatlarımızın dönüm noktasını oluşturuyor. Çocukluktan çıkıp yetişkin bir insan olmaya doğru ilk adımların atıldığı bu dönemde, zihinsel, fiziksel ve sosyal alanda büyük gelişmeler yaşanıyor. Vücut hatları belirginleşiyor, boy uzuyor ve herkes kendi cinsiyetinin kimliğini kazanıyor. Beyin bir yetişkin seviyesine ulaşıyor ve somut düşünme döneminden daha soyut kavramların algılanabildiği bir döneme geçiliyor.

Sınırların dışına çıkmak isterler

Ergenlik dönemine damgasını vuran en önemli hadiselerden biri ailelerle yaşanan çatışmanın yanı sıra karşı cinsle olan arkadaşlıkların duygusal dünyalarda oluşturduğu fırtınalar. Bu dönemde fiziksel gelişimle birlikte cinsel duygular da uyanıyor ancak Psikolojik Danışman Bahar Elban, yaşanan bu karşılıklı duygusallıkların, yetişkinlerdeki gibi bir anlamı olmadığını söylüyor. Bu dönemde gençlerin başkalarının gözünden kendine bakmaya çalıştığını ifade eden ve karşı cinsle olan ilişkilerin daha çok toplumsallaşma çabası ile ilgili olduğunu belirten Elban şöyle konuşuyor: “Çocukların arkadaşları genellikle akraba, komşu ve sınıf çevresinden olur; ancak ergenlik döneminde gençlere bu yeterli gelmez ve sınırlarının dışına çıkmak ister.

Farklı çevrelere girip farklı arkadaşlar edinerek kendini kabul ettirmeye, beğendirmeye çalışır. Gençler, kendi sosyal statüsünü belirleme amacıyla farklı sosyal ortamlara girip orada kendini geliştirme ve ifade etme çabasına giriyor. İşte bu arada kız erkek arkadaşlıkları gündeme geliyor. Ancak, bu dönemdeki platonik aşklar cinsel anlamdan yoksundur. Genç, karşı cinsin kendine nasıl baktığını, nasıl değerlendirdiğini, karşı cinsin gözünde nasıl göründüğünü araştırır. Ben neyim, ne olacağım, başkaları beni nasıl görüyor, sorularına cevap arar. Ergenlik dönemindeki aşklar aslında gencin kendisiyle ilgili bilgi arayışıdır.”

Hakaret ve şiddet aileden uzaklaştırır

Bu noktada anne babalarla gençler arasında çatışmalar çıkabiliyor. Genci hâlâ çocuk olarak gören birçok aile, çocuğunun karşı cinsle olan arkadaşlığını ve ilgisini bir yetişkinin duygularıyla yaşamasından endişe ettikleri için kısıtlamalara gidiyor ve baskı uyguluyor. Bu dönemde yaşanacak hakaret ve şiddetin gençleri ailelerinden uzaklaştıracağına dikkat çeken Bahar Elban, ailelerin kendi manevi değerleri çerçevesinde kız veya erkek arkadaşlarına nasıl yaklaşması gerektiğini çocuklarına anlatmasını tavsiye ediyor. Gençlerle doğru bir iletişim kurmaya çalışmak lazım. Genç evlatları dışarıda farklı arayışlara giren anne–babaların önce aralarındaki ilişkiye bakmaları gerekiyor.

Gençlerin aileleriyle ilişkileri zaten sağlıklı değilse, genç anlaşılmadığını, kimsenin kendisini sevmediğini ve saygı göstermediğini düşünüyorsa dışarıdaki insanlarda sevgi ve ilgi arayışına girebiliyor. Dünyada sadece bir kişinin kendisini anladığına ve değer verdiğine inanan genç, bu arkadaşlığı da engellenmeye çalışıldığında evden kaçma, intihar etme gibi farklı eylemlere yönelebiliyor veya bunalıma, depresyona girebiliyor. Bahar Elban, çocuğuna çok kısıtlama getiren aşırı baskıcı ailelerle, aşırı serbestiyetçi ailelerin çocuklarının aynı tavırları sergilediğini ifade ediyor. Baskı, çocuklarda gizli patlamalara sebep oluyor.

Evden uzaklaşınca eteğinin boyunu kısaltmak, dışarıda makyaj yapıp eve gelmeden temizlemek, evde izleyemediği televizyona karşı arkadaşlarının evlerinde aşırı ilgi göstermek, ailesinin istemediği arkadaşlarıyla gizlice görüşmek gibi. Çok serbestiyetçi ailelerde de çocuk kendi sınırlarını belirleyemiyor. Ailenin içinde mutlaka kurallar olmalı; ama esneklik de yapılabilmeli bazen. Kurallar çocuğun da fikri alınarak koyulmalı. Sağlıklı iletişimin temelinde kendini karşıdakinin yerine koyma ve dinleme var. Aileler, çocuklarının arkadaşlarını da iyi takip etmeliler. İyi bir arkadaş çevresi içindeyse eğer o çocuğa çok da müdahale etmeye, araştırmaya gerek yok. Okul başarısı takip ediliyorsa, kimlerle arkadaşlık yaptığı biliniyorsa, arkadaşlarıyla paylaştığı her şeyi ailesiyle de paylaşmasını istemek doğru değil.
Ergenlik dönemindeki çocuklara nasıl davranılmalı Ergenlik dönemindeki çocuklara nasıl davranılmalı hakkinda aciklamalar Ergenlik dönemindeki çocuklara nasıl davranılmalı konusunda bilgiler.

Ailelere Öneriler

*Sonradan kabul edebileceğiniz şeylere baştan hayır demeyin,
*Soğukkanlı ve sakin olun, fevri davranışlardan kaçınmaya çalışın,
*Sıkıcı, öğüt veren konuşmalardan kaçının, çocuklarınızın söylediklerini anlamaya çalışın,
*İyi bir dinleyici olun, konuşulanların sır olarak kalacağı konusunda onlara güven verin
*Ailenin tahttan indirilip, arkadaşların çıkarıldığı bu dönemde, çocuklarınız sizden uzaklaşıyor gibi görünse de, gösterdiğiniz doğrular yeri geldiğinde kullanılacaktır. Önemli olan sağlıklı ve güvenli kuracağınız iletişimdir.
*Bu dönemde çocuklar ne yetişkin ne de çocuk olarak görümekte ve bu karmaşa davranışlarına da yansımaktadır. Bu karmaşaya çevreden aldıkları çelişkili mesajlarda neden olmaktadır. Siz de çocuğunuzun bu durumunu farkederek, onun yetişkin davranışlarını destekleyip, çocukça yaptığı davranışlarda ise bu çelişkiyi yaşatmadan destek olun.

*Bu dönemde ki çatışmalar, ergenin bir yandan sizin gibi olmak istemesi diğer bir yandan da bağımsızlığını sizden farklı bir birey olarak gerçekleştirme çabasıdır. Bunu hatırlayarak çatışmaların kaçınılmazlığını kabullenin.
*Çatışma-çözüm becerilerinizi gözden geçirin. Bu konuda önemli model olduğunuzu unutmayın.
*Yeteneklerini ve ilgi alanlarını tanımaya çalışan gencin, ilgilerindeki değişkenlik normaldir. Ona bu değişkenliğinde kendini tanımasına fırsay verin ve yardımcı olun.
*Gencin zihinsel yaşadığı dağınıklık ve değişkenlik, dış görünümüne ve çevresine de yansıyabilir. Sizin kurallarınızla sıklıkla çatışabilen bu durumu ancak gençle uzlaşmaya giderek çözebilirsiniz.
*Geçlerdeki olumsuz davranışlardan önce olumlu davranışları görmeye çalışarak, hem iletişimi güçlendirin hem de bu sayede olumlu davranışları pekiştirin.

*Bu dönemde yaşayacağınız aşırı baskıların ve cezalandırmaların genci arkadaş grubuna iteceğini unutmayın. Bu nedenle yapıcı eleştiriler kullanın.
*Problemlerinizi “kapı aralığında” çözmeye kalkışmayın. Problemleri çözmek için yer ve zaman ayırın. Problemi doğru tanımlayın.
*Çocuklarınızın kendi sorumlulluklarını üzerinize almayın. Unutmayın sorumluluklarını ne kadar önce üstlenirse o derece de sorumlu bireyler yetiştirebilirsiniz.
*Kuralların öğretilmesi ve uygulanmasında tutarlı, açık ve kararlı tutumunuz en önemli faktörlerdir.
*Olumlu ve olumsuz duyguları ifade etmesine yüreklendirin.

Bir önceki yazımız olan Bağımlı Kişilerle Aşk başlıklı makalemizde Bağımlı Kişilerle Aşk, Bağımlı Kişilerle Aşk belirtileri ve Bağımlı Kişilerle Aşk hastalığı hakkında bilgiler verilmektedir.



Bir cevap yazın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.