/ 10 Aralık 2012, Pazartesi / Ruh Sağlığı


Aşık olduğunuz için mutlu musunuz, yoksa aşk size sadece acı mı veriyor? Bağımlılık derecesinde aşkın tanımı nasıldır? Bağımlı kişiler aşkı nasıl hissederler?

Edebiyat ve sinemada sıkça bağımlı kişilik ve ilişki örneklerini görürüz. Anna Karenina da bunlardan birisidir. Bağımlı aşkta aşırıya varan bir sevgi söz konusudur. Aşk insana acı veriyorsa “aşırı”lıktan söz edilebilir.

Şimdi bağımlı kişilerin öykülerine göz atalım:

“Orhan ile ayrılalı beş ay oldu. Aynı iş yerinde çalışıyor olmamız çok kötü. Onu her gün görüyorum. Eskisi gibi olalım istiyorum. Ama o kesinlikle reddediyor. Benim gerçek anlamda birlikte olduğum ilk kişi Orhan. Ondan önce de erkek arkadaşlarım olmuştu ama onlar kısa sürmüştü.

Orhan’la tanıştığımızda çok gençtim, 19 yaşındaydım. Her şey çok iyi gidiyordu. Ama o benim kendisine bağımlı yaşamamı istemedi. O ne yapmak istiyorsa ben ona uyuyordum. Orhan dışarı çıkmak istediğinde dışarı çıkıyor, istemediğinde evde kalıyordum. Zaten işte de bir aradaydık. Bütün zamanımı ona ayırıyordum. Sosyal hayattan kopmuştum. O okumadığı için ben de okulumu yarım bıraktım. Onu öyle bir hale getirmiştim ki, her söylediğini doğru kabul ediyorum. Orhan, kendisinin dışındaki insanlara karşı çok sert davrandığımı söylüyor.”

Bir başka vaka ise şunları anlatıyor:

“Ondan kopamıyorum, ayrılmış olsak da onu hâlâ çok özlüyorum. Beni o kadar çok sahiplenmişti ki… Sahiplenilmek çok hoşuma gidiyordu.

Şimdiye kadar hiçbir erkeğe güvenemedim, sadece ona güvenmiştim. Aramızda yedi yaş fark vardı. Çok yakışıklı diyemem, hatta görenler, çirkin olduğunu söylüyordu. Ama saygılı, karizmatik, insanı el üstünde tutmayı bilen biriydi. Konuşma tarzı beni çok etkilemişti. Bir dediğimi iki etmezdi. Ne istesem hemen yapmaya çalışırdı. Beni çok kıskanırdı. Hiçbir yere yalnız yollamazdı. Sadece yanında çalıştırdığı ve güvendiği bir kişiyle çarşıya gönderirdi.

Başta, birlikte geçirdiğimiz zamanlar çok güzeldi. Sonra problemler başladı. Bir ay olmuştu ki, arkadaşlarım onun evli olduğunu söylediler. Üstelik iki tane de çocuğu vardı. Önce söylenilenlere inanamadım, beni kıskandıklarını düşündüm. Kendisiyle konuştum, ona bakılırsa arkadaşlarım yalan söylüyorlardı. Sonra nüfus cüzdanını gösterdi, bekâr yazıyordu. Ondan sonra bu konuyu hiç açmadık.

Aradan üç ay geçmişti ki ailem durumu öğrendi. O sırada ben de hamile kalmıştım. Ailem ısrarla bu ilişkiye son vermemi istiyordu. Ben de onun hakkında söylenilenlere inanmadığımı söyledim, Orhan’dan ayrılmayı reddettim. Orhan’ın yanına kaçtım.

Önce çocuğun doğmasını istemişti ancak dördüncü ayda çocuğu aldırmak için beni zorladı. Çok zorlu ve kanamalı bir aldırma olayı yaşadık. Bu arada sorunlarımız da artmaya başlamıştı. Onu sevdiğimi kanıtlamak için idrarını içmemi istedi. Önce bu istek bana iğrenç geldi ancak onu sevdiğimi göstermek için bir yudum aldım. Aslında dışkısını da yememi istemişti, ancak onu yapamadım. Beni eve kapıyor, kimseyle görüşmemem için perdeleri sıkı sıkı örtüyordu.

Bir aradayken bana öyle güzel sözler söylüyordu ki… Ama kızdığında da sürekli dövüyordu beni. Tekmeliyor, tokat atıyor, aşağılıyordu.

Kaçtıktan bir süre sonra ailem bizi ihbar etti. Polisler izimizi buldular, karakola götürüldük. Aslında ailem muhafazakârdır ama neler yaşadığımı öğrenince tekrar eve dönmemi kabul ettiler. O da polislerle konuşup yeniden eşine dönmeye karar verdi. Eğer isteseydi, ben yine onunla kalırdım…”

Bağımlı ilişki ne kadar uygunsuz ve yıpratıcı olsa da, ondan vazgeçmek zordur. Nermin adlı bir danışanımız, 10 yılını tüketen bir bağımlı aşk yaşamıştı. Uğruna işini, evini, ailesini terk ettiği aşkı, kendisini defalarca aldattığı ve evlilik vaatleriyle oyalayıp her seferinde vazgeçtiği halde, Nermin bir türlü ondan kopamıyordu. Hatta terk edildiğine bile inanamıyordu. Ona göre bu bir yalan, kandırmacaydı.

Sigara, alkol, eroin bağımlılığı gibi sevgi bağımlılığı da oluyor. Sevilenden ne olursa olsun vazgeçememek… Tıpkı bağımlılık geliştirilen maddeler veya alkol, kişinin vücudunu bitirse de onlardan vazgeçilemediği gibi, bağımlı yapıdaki kişi için bağlandığı kişi her şeyin üstündedir. Sevdiği kişiden kabul görmek adına başkası gibi davranır. Onun tarafından kabul görmek, kendisiyle ilgili algılamasını olumlu yönde etkiler.

Sevdiğinin kendisinden uzaklaşmasını engellemek için sürekli onun davranışlarını kontrol eder. Bu şekilde ilişkide problem çıkmamasına ve ilişkiyi devam ettirmeye çalışır. Dolayısıyla karşısındaki kişinin düşünceleri, hissettikleri onun için çok önemlidir. Ancak her şart altında kabul görme, onaylanma ihtiyacı gerçek duygu ve düşüncelerini ortaya koymasını engellerse, ilişkide gerçek bir yakınlık oluşmaz.

Bağımlı kişi bütün enerjisini, ilişkiyi devam ettirmek için harcar. Bu nedenle kendisine ayırdığı zaman son derece sınırlıdır. Arkadaşlarına, kişisel gelişimine harcadığı vakit yok denecek kadar azdır. Dostlarıyla görüşse bile, yaptığı sohbetler hep sevdiğiyle, onun düşünceleriyle, hissettikleriyle ilgilidir. Cümleleri çoğunlukla onun ismiyle başlar.

Bütün dikkati ilişkiye odaklandığı için en ufak bir problemde bile rahatsız olur. Problemleri hemen karşısındaki kişiye yükler. Onun değişmesini ister. Her şey karşısındaki kişiye bağlıdır. Bu bağ, aslında ona kendisini güçsüz hissettirir. Kendini güçsüz hissetmekten korktuğu için de tam aksi davranışlar gösterir. Sert, yargılayıcı ve karşısındakini suçlayıcı tepkiler göstererek kendini korumaya çalışır. Ancak verdiği tepkiler, ilişkideki sorunların çözümünü engeller.

Bağımlı kişileri biliriz; yalnız kalmaktansa değer yargılarına, beklentilerine hiç uymayan işlerin ve ilişkilerin içine girebilirler. Çünkü kabul görmek onlar için vazgeçilmezdir. Normal şartlarda, insanlara bağlanabilme yetisi kişiyi koruyucu özelliktedir ancak abartılı bağlılıklar patolojilere yol açar. Bağımlı kişi, terk edilmeye tahammül edemez. Terk edildiğinde veya sevdiğiyle tekrar bir araya gelemeyeceğini anladığında, onun yerini dolduracak yeni kişiler bulmayı amaçlar. Çünkü sevdiği kişinin olmaması kendisinin de yok olması demektir. Kendi varlığı, bağlandığı kişiye bağlıdır. Nasıl kalp durduğunda yaşam sona ererse, ayrılık hali de seven için adeta yaşamı durdurur. Ayrılıktan bu denli korktuğu için, karşısındaki kişinin kendisini aşağılamasına, kendisiyle alay etmesine hatta aldatmasına tepki göstermez.

Aslında ne kadar kötü şeyler yaşarsa yaşasın, sevdiğinden kopamadığı için içten içe acı çeker. Duyduğu acı nedeniyle, ondan uzaklaşmaya çalışır fakat ayrılığa dayanamaz ve tekrar bir araya gelmek adına elinden geleni yapar. Sevdiğinin telefonuna mesaj atar, işyerine gider, kendisi acı çektiği için karşısındakinin de acı çekmesini ister ve ona hakaret eder.

Sürekli aynı şeyleri yaşamak, bir süre sonra yorgunluğa sebep olur. Ve bağımlı kişi ne kadar çaba sarf ederse etsin, ilişki günün birinde sona erebilir. Ayrılık gelip çattığında yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle depresyona kadar uzayan bir süreç başlayabilir.

Bağımlı kişinin karakteristik özellikleri
•Ø Duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı bir ailede büyümüş olmak
•Ø Terk edilme korkusu yaşamak, ilişkinin bozulmaması için elinden gelen her şeyi yapmak
•Ø Sevdiği mutlu etmek pahasına, kendisini sıkıntıya sokacak şeyleri göze almak
•Ø Özsaygısı düşük bir kişiliğe sahip olmak
•Ø İçten içe hayattan zevk alma hakkını kazanmak zorunda olduğuna ve aslında mutlu olmayı hak etmediğine inanmak
•Ø Karşı cinsin ilgisine ve duygusal acıya bağımlı olmak
•Ø Duygusal açıdan kolayca etkilenmek
•Ø İlişkilerini problemli ve yardıma ihtiyacı olan birine tutunarak devam ettirdiği için kendi sorumluluklarına odaklanamamak
•Ø Kibar, kararlı, güvenilir kişilerden ziyade içine kapanık, sıkıntılı, depresif karakterleri çekici bulmak
•Ø Somut maddelere (uyuşturucu, alkol veya belirli bir yiyeceğe özellikle şekerli gıdalara) bağımlı olmak

Bu özelliklerin hepsi tamamıyla uymasa da, bağımlı kişilik yapısının genel özelliklerinin bunlar olduğunu söyleyebiliriz.

Takıntılı Aşklar

Bir önceki yazımız olan Aşk Patolojileri başlıklı makalemizde Aşk Patolojileri, Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve Pathologies of love hakkında bilgiler verilmektedir.



Bir cevap yazın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.